Sabah uyandığımda mutfağa doğru beni çeken kokuları
özlüyorum. Ocakta tıkırdayan demleme çayın, kızarmış ekmeğin kokusu… Peynirin, dilimlenmiş domateslerin ve salatalıkların, zeytin tabağının ve rengi beyaz
olmayan yumurtaların, ince belli çay
bardaklarının süslediği o masada buluşularak uyku sersemi yapılan Aile
Kahvaltısı…
Maalesef geleneksel kahvaltılarımız sofralarımızdan yavaş
yavaş kalkıyor. O kadar yavaş gerçekleşiyor ki farkında bile değiliz. Sadece
hafta sonları yapılan geç kahvaltılar gelenekselliğini koruyor. Onu da hazırlamaya
üşenip dışarıda yemeyi tercih edenler de baya fazla…
Keyifli ve bir o kadar da sağlıklı olan kahvaltımızın yerini
sütün içine karıştırılan değişik alternatiflerin bulunduğu, aromalandırılmış ve
meyve kuruları karıştırılmış paketlenmiş
çeşniler aldı.Bazı firmalar, günü geçen meyve kurularını dilimleyerek koruyucu toz karışım ile paketliyorlar. Günü geçmiş ürünleri bu şekilde pazara sürdüklerini güvenilir kaynaktan
öğrendiğimde, sağlığımızla oynanmasına üzülmüştüm. Bu tarz ürünler
ne kadar zaman kazandırsa ve pratik olsa da evime artık sokmuyorum.
Hızlı
hazırlama derdindeyiz... Ne pratikse onu tercih ediyoruz. Nereye yetişiyorsak !!!!
Peki bu çabuk öğün ne kadar sağlıklı?
Hızlı akan hayata uyum sağlarken işlemden geçmiş
olanları değil de daha pratik şekilde hazırlayabileceğiniz (yoğun
dönemlerimde kendi kahvaltılarıma
uyguladığım) tarifleri özellikle fikri olmayan ya da farklı fikirler arayan ve
daha sağlıklı bedene sahip olmak isteyenler için paylaşmak istiyorum...
SedAile Daha İyiye...